Ey uzak diyarların türküsü,
Akşam üzeri dağlardan kopup gelen rüzgarla
Getir bize yalnızlığın ve yalınlığın kokusunu.
Ver elini, tut götür bizi sevdanın en yoğun kalbine,
Götür ki görelim sevda nasılmış,
Ne gibiymiş dağların ardında...
Sonra bir yağmur ile bize eski hikayeleri anlat.
Söyle, duyur ki bilelim biz de şu dünyada kimler sevmiş,
Kimler sevilmiş
Kimler kavuşmuş, kimler yanmış ta kül olmuş...
Ah uzak diyarların türküsü,
Rüzgarın tozu dumana katarak
Savurması herşeyi ne güzeldir akşamın alacakaranlığında,
Örter bütün kiri savurduklarıyla.
Göğü kendi rengine boyarken,
Hüzün bulutlarını hareketlendirir bir çırpıda.
Bırak uzak diyarların türküsü,
Bırak beni de savursun bu rüzgar
Akşamın alacakaranlığında;
Savrulayım, gideyim, kaybolayım tozun, torpağın içinde.
Üstüm başım batsın, yüzüm gözüm kum olsun
Bırak!
Bırak, hiç değilse, örtsün rüzgar kirleri,
Bütün hepsini...
Etiketler şiir