BABEL, KARGAŞA


Filmin isminin neden İngilizce'de olduğu şekliyle “Babylon” değilde, ya da Türkçe adı ile Babil değil de Babel olduğu, vermek istediği mesajı tam olarak bize ulaştırıyor aslında.

Yeni Babil İmparatorluğu'nun (M.Ö. 612) yerleştiği yerin “Eski Ahit” teki ismi “Babel” şeklindedir. Tercümesi ise anlam olarak “kargaşa” demektir. "Ve Yahova "Bunların hepsi tek kavim" dedi. Konuştukları dil aynı, giriştikleri işi yarıda bırakacağa benzemiyorlar. Gelin de toprağa inelim, dillerini ayıralım şunların; birbirlerini anlayamaz olsunlar." Ve ademoğulları kentlerini kuramadılar. Oraya Bâbil dendi. Bâbil, yani karışıklık." (Tevrat; Bu Ülke, 75.)


Filme baktığımızda tam olarak bir kargaşanın içinde olduğumuzu hissedebiliyoruz. Amerikalı turistlerin Fas'ta Başlarına gelenler, Amerika-Meksika arasında bir hikaye, Tokyo'da genç bir kızın yanlızlığı, bunların hepsi tek başına bütün bir hikaye olabilir aslında. Ama hepsini bir araya getiren ise “kargaşa” nın varlığı. Ya da anlaşamamazlığın.

Yerelden genele gittiğimizde de birbirimizi anlayamamanın ortaya çıkardığı kargaşanın ne boyutlarda olduğunu görebiliriz. Anne oğlunu, oğul babayı, baba kızını anlamaz, aynı otobüsün içerisinde seyehat edenler birbirini anlamaz, işçi patronu, patron ortaklarını anlamaz, farklı yerlerden gelen farklı insanlar yine birbirleri ile anlaşamazlar. Zaman-mekan ilişkisinin değiştiği günümüzde de farklı kültürlerden insanların birbiri ile karşılaşması ve diyaloğa girmesi haliyle daha kolaydır. Filmde de aynı şekilde Fas'taki Amerikalı turistler çok farklı bir kültürün içine düşerler, fakat bu farklılıklar içinden çıkılması zor bir kargaşanın başlangıcının temel noktası olur. Karısı ölümle mücadele eden bir adamı anlamayan, kendilerini onun yerine koyamayan insanların onu rada yalnız bırakıp otobüsü alıp gitmeleri ise kargaşanın, yalnızca kültür farkından kaynaklanmadığını gösterir. Bir bakıcının düşündüğü tek şeyin çölde bıraktığı çocuklara geri dönebilmek olması ellerinin kelepçelenmesini engellemez çünkü polis onu anlayamaz. Sağır ve dilsiz bir genç kızın da diğer insanlar ile anlaşamaması, kendisini anlatamaması yine “çarpıcı” bir şekilde son bulur.

Tüm bu ayrı hikayeleri birleştiren ise Tokyo'dan Fas'a gelen bir adamın avlanmakta kullandığı silahı rehberine vermesi, ve bu silahtan çıkan kurşunların, çocuklarına Meksikalı bir kadının bakıcılık yaptığı ve Fas'a turistik gezi için gelmiş olan bir çifti hedef alması. Küreselleşerek küçülen dünyada farklılıklar birbirleri ile çok kolay karşılaşmaktalar fakat, filmde de görüldüğü üzere, kültürlerin birbirleri ile diyalog haline girmesi belkide sanıldığının aksine bir uzlaşı ortamı doğurmayacak ve anlaşamamazlığın getirdiği kaos ile çatışma çatışma ortalmı dünyayı saracak. 21. y.y.'lın başından itibaren bunu yaşayan bizler, gerçekten bu olgunun nasıl sonlandığını belki bilemesek de, nasıl geliştiğini görme şansına (şanssızlığına?) erişebiliriz.

 

0 Comments:

Post a Comment




 

Copyright 2006| Blogger Templates by GeckoandFly modified and converted to Blogger Beta by Blogcrowds.
No part of the content or the blog may be reproduced without prior written permission.