"Bu Düzen Değişmeli!"

Yağmur var İstanbul'da. Her yer ıslak. Ama ben rahatım. Bilmem kaç paraya aldığım botlarım var ayaklarımda. İnsanlar koşuşturuyor, herkes bir yana, tüm bu manzara içinde gördüğüm bir şeye inanamayıp bir kez daha baktım. Sonra bir kez daha, dikkat ile baktım. Sonra birkez daha bakmaya gönlüm elvermedi. Peki neydi bu manzara.?
Bir kadın, yağan yağmurun altında, yer ve gök ıslak iken, ayağında terlik ile bir yerlerden gelmekteydi. Geldiğini nereden biliyorum? İşçi çıkış saatiydi ve o da işten gelmekteydi, işçi olduğu ise gayet açıktı. Bütün insanlar bir yere koştururken, herkesin ayrı bir derdi olduğu kesin, belki de bu kadının kışlık, kalın bir bota gelene kadar kimbilir, daha ne sorunları vardı. Fakat, bu bile başlı başına, yeterince büyük bir problemdi.
Kendi yağımızda kavrulup gidiyoruz, başka hayatlar üzerine oldukça az düşünüyoruz, orası kesin ama, 5 Kasım'da bu insanları düşünen, onlar için çalışmış olan birini, Bülen Ecevit'i kaybettik.
Gerçekten de Ecevit, köylüyü en çok düşünen, işçiler için birşeyler yapmaya çalışan biri idi, gelmiş geçmiş başbakanlar arasında onun bu özelliğine sahip biri yoktu belki de. Dağlara adı yazılan bir insandı, "Kurtar Bizi Karaoğlan", "Umudumuz Karaoğlan". Karaoğlan idi o, halktan biri idi, siyasete hiç girmeyecekti, şiir yazmak idi derdi, koşullar onu siyasetin içine çekti. dürüst idi yalan ile siyaset yapmadı. İşçileri düşünürdü, grev hakkını getirdi, toplu sözleşmeli sendikal haklarda dahil olmak üzere pek çok sosyal güvence yasasının altına imzasını attı. "Ecevit nerede, biz oradayız" diyen işçilere, "İşçiler nerede, ben oradayım" diye seslendi. Köylü kadınlar şiirinde "topraktan doğup da toprağı yoğurandır onlar/ veresiye canlarını doğurandır onlar" diye ağıt yaktı. Anadolu daki haşhaş ekiminin kaldırılmasını isteyen, aksi takdirde "Blue Mosque" u bombalarız diyen Amerika'ya direndi, boyun eğmedi. Suikastlerden kurtuldu. "Bu düzen değişmeli" diyerek yola çıkmıştı, düzenin içinde eriyip, arkasından çevrilen dolaplar ile, kurulan komplolarla iktidardan indirildi.


Yağmur var İstanbulda, her yer ıslak. Ayağında botu olmayanlar ve onları düşünenler için matem zamanı. Çümkü, "Umudumuz Karaoğlan" artık yok.

1 Comment:

  1. gaykedi said...
    Herkesin Başka Bir Ecevit'i Var !

    ..."İnanca saygılı laiklik"i düşünecek kadar iyi niyetli politikacı idi. Ama 2 Mayıs 1999 günü, TBMM'nin yemin töreninde öne fırlayıp, türbanlı Merve Kavakçı'yı göstererek "Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!" diye haykırmasını kim unutabilir? Ben hiç unutmadım, unutmayacağım!......demiş Özdemir İnce.....ben Ecevit'e çok kırgındım, belki oda bize kırgın gittiya neyse...

    Erbakan-Demirel-Ecevit üçlüsüne, siyasette artik ciddi ciddi bir şeyler düşünmeye başladığım yirmili yaşlardan itibaren epeyce arkalarından saydırdım...Çünkü babam onlarla büyümüş yaşlanmıştı, bende onlarla büyümüş kazık kadar askerlik çağında gay adam :) olmuştum ve başarılı olamadıkları kabak gibi ortadaydı, aklımda kalan son Ecevit silueti dili dolaşan, robotlaşmış ayaklarını yere sürerek yürüyen birisi olarak kalmış.Tabi ki allah rahmet eylesin ama bu muhteşem üçlü daha düne kadar iktidardaydı bakıyorumda 34 yaşındayım ve benimde hayatımın yarısını yemeyi bir güzel becermişler :(

    http://www.gaykedi.blogspot.com/

Post a Comment




 

Copyright 2006| Blogger Templates by GeckoandFly modified and converted to Blogger Beta by Blogcrowds.
No part of the content or the blog may be reproduced without prior written permission.