Sigara ve Özgürlük

Özgürlük, en basit tanımı ile, istediğin yer ve zamanda istediğini yapabilme imkanıdır. Bu ‘istediğini yapabilme’ durumu, belli kurallarla sınırlanmıştır, bir arada yaşıyor olmanın getirdiği kurallar veya devlet yapısı oluşturmanın getirdiği sınırlar. Bunları göz önüne alarak özgürlüğü yeniden tanımladığımızda, kurallar çerçevesinde istediğimizi yapabilme tanımına varıyoruz.

Bu kurallar, bizim dışımızdaki etkenler tarafından konulduğunda, bir noktaya kadar sorun yokmuş gibi gözüküyor, mesela belediye otobüsüne orta kapıdan binmemek gibi, İstanbul’dan kalkıp Berlin’e gitmek istediğimizde yerine getirmemiz gereken yükümlülükler gibi. Bunlar, düzenin sağlanması için gereken kurallar. Bir de, düzenin dirliği için değil de, bir kişinin veya grubun çıkarlarını korumak için konulan kurallar var. (ki onlara başka bir yazıda değiniriz.)

Bir de insanın kendi kendine çizdiği sınırlar içinde yaşaması sonucu oluşan kurallar var ki, ‘prensiplerime aykırı’ sözü ile bunu ifade ederiz. Kendi kendimize koyduğumuz bu kurallarda da sorun yoktur aslında çünkü insanları birbirinden ayıran, hayata bakış açılarını yansıtan bu prensiplerdir, çünkü insanlar fikirleri ile yaşarlar.

Bilinçli olarak koyulan bu yasakların dışında, farkında olmadan kendimizi bağladığımız unsurlar ise belki de varolan ve gözüken kurallardan daha tehlikelidir. Çünkü gözüken kurallar (ki özgürlüğümüzü sınırlayan unsurdur dedik) zamanın gereklerine göre yeniden gözden geçirilebilir, değiştirilebilir veya kaldırılabilirler ama farkında olmadıklarımız üzerine yapabileceğimiz neredeyse hiçbir şey yoktur.

İşte sigara tam da bu nokta da durmaktadır. Farkında olmadan özgürlüğümüzü, istediğimizi yapma imkanımızı terk ettiğimiz unsur. İnsanın aklına gelir sigara, ‘beni iç!’ der, çaresiz içmek zorunda kalırsınız, yapabileceğiniz çok şeyde yoktur aslında, direnmek, ‘ben şimdi içmeyeceğim’ demek bir işe yaramayacak, çünkü bizi esir eden sigara, efendimiz konumuna geçmiştir ve ne yaparsak yapalım, onun iradesine karşı gelemeyiz, çaresiz sonuçta teslim oluruz ve içeriz, özgürlüğümüzü yitirmiş vaziyette. Gün gelir bakarız geriye, ‘beni iç’ emirleri her geçen gün daha da artmıştır biz farkında olmadan, zaten özgürlüktü kaybedilince anlaşılan.

Sigaranın esiri olmaktan daha kötü olan ise esareti fark edememektir belki de. ‘dertliyim, ondan içiyorum’,’yemekten sonra iyi gidiyor’. Hepsi, bir çeşit, köleliği gizlemeye yönelik çabalar.

Bu noktada yapabileceklerimiz belli aslında, kendimiz açısından, özgürlüğümüzü sınırlayan unsurları tanımladıktan sonra, kendimizden kaynaklananların tam olarak farkına varmalıyız, ‘ben neden bazı şeyleri yapmaktan alıkoyuyorum kendimi’ veya ‘yapmakta diretiyorum?’. Bu soruların cevaplarını dikkatle irdelemeliyiz, buradan varacağımız sonuç ise büyük olasılıkla yeni ve genişletilmiş sınırlar ile tanımlanan özgürlük ortamı olacaktır.

0 Comments:

Post a Comment




 

Copyright 2006| Blogger Templates by GeckoandFly modified and converted to Blogger Beta by Blogcrowds.
No part of the content or the blog may be reproduced without prior written permission.