Kuzey Irak bölgesinde seçimlere katılan Türkmeneli Partisi ile Irak Türkmen Cephesi'nin 30 Ocak 2005 tarihli Irak seçimlerinde, bulundukları bölgede usulsüzlük yapıldığına dair Yüksek Seçim Kurulu'na başvurmaları, beklendiği gibi bir netice vermedi. Sonuçta 180 bin kürt kökrnli Irak vatandaşı Kerkük'e getirilip oy kullanmasının yanı sıra onca usulsüzlük, yapıldığıyla kaldı.
Bu koşullarda yapılan seçimlerde Kürtler oyların %59'unu alırken Türkmenler %16'da kaldı.
Bu seçimelrde yaşanan nüfus hareketliğinin adından şu soruyu sormak gerekir; böylesine büyük bir hareketi sağlayacak maddi kaynak nasıl elde edilmiştir, tüm bu gelişmelere seyirci(acaba?) kalan işgal gücü ABD'nin bu gelişmelerdeki rolü nedir?
Türkiye seçimlerin ardından beklenen tepkiyi gösteremedi. Bölge üzerine ağırlığını koyamadı. Bu konuda, zamanında görüşlerini bildiren, 10 yıl süre ile Washington büyükelçiliği yürütmüş deneyimli diplomat Şükrü Elekdağ'a yer verelim:
" Bir, Türkiye BM'ye başvurarak bölgeye bir heyet gönderilmesini, seçimlerin yasal olup olmadığının incelenmesini istemeli.
İki, bu araştırmada bölgenin nüfus yapısının değiştiği belirlenirse bu kez seçimin iptali ve nüfus sayımı yapılmasını talep etmeli.
Bunu Kürtler ve Şiiler kabul etmeyebilir. Ama bunun şu yararları olur:
Türkiye'nin olayı izlediği, gelişmelere seyirci kalmadığı mesajı verilir.
İkincisi Kerkük'ün Arap toprağı olduğunu söyleyen Araplar hareketlenir." (1)
Türkiye'nin bu konudaki cılız tepkisi ve sonucu kabullenmesinin ardından istekler, daha yüksek sesle dile getirilir oldu.
Irak Kürdistan Demokratik Partisi lideri Barzani, 19 Şubat 2005 tarihinde New York Times gazetesi ile yaptığı mülakatta şunları sıralıyordu;
-Kürdistan'ın sınırlarının Kerkük'ü alcak biçimde güneye indirilmesini,
-Petrol yatakları dahil doğal kaynakların kontrol yetkilerinin kendilerine verilmesini
-Sayıları 100bin'e ulaşan peşmergelerin dağıtılmamasını
-Bölge gelirlerinin uzlaşma olmadan merkeze gidemeyeceğini
-Vergileri kontrol edip merkeze ne kadar gideceğine kendilerinin karar vereceğini iddia ediyordu.(2)
Bundan sonra Şiiler ile anlaşan Kürtler, Kerkük şehrinin statüsünü geçici anayasa'nın 58inci maddesi uyarınca çözecekti; "Kerkük'ün Saddam dönemindeki zorla Araplaştırılmasının etkileri düzeltilecektir."(3)
Diğer petrol bölgesi Basra'da çoğunlukta olan Şiilerle anlaşan Kürtler, hazırlanan anayasa ile isteklerinin büyük çoğunluğunu hayata geçirdiler. Ekim 2005 tarihinde Sünnilerin destek vermediği Referandum ile Anayasa kabul edilirken, Dışişleri bakanı Abdullah Gül, bunu bir başarı olarak nitelendiriyordu.(4)
(1):Tufan Türenç, Hürriyet, 21/02/05
(2):Hürriyet, 19/02/05
(3):Hürriyet, 11/03/05
(4):Hürriyet, 17/10/05
Etiketler Gündem