Almanlar çalışmalarını başlatırken, Fransa ve İngiltere'nin Nazi rejiminin bu konudaki çalışmaları konusunda tam bilgi alamamaları onları şüpheye düşürmüştü. İgilizlere göre kısa vadede bahsedilen teknolojiye Almanların ulaşması mümkün görünmüyordu, fakat yaptıkları bir buluş şüphelerini haklı çıkarıyordu.
Uranyum-235 çekirdek tepkimesine kolayca sokulabilen ve devamında tepkimeleri zincirleme olarak sürdüren tek doğal maddedir ve oldukça az bulunur. Doğal uranyumun %0.7 sini oluşturur ve asıl nükleer güç, U-235 in kullanılması ile elde edilir. Fransızların bu konuda buldukları ise "ağır su"yun bu çalışmalar için gerekliliğiydi.
Ağır su, oksijen atomu ile hidrojen izotopu olan döteryumun birleşmesi ile ilde edilir ve molekül ağırlığı 18 olan normal su yerine molekül ağırlığı 20 dir. (nükleer reaktörlerde nötron yavaşlatıcısı olarak kullanılır.)
Fransızların, ağır suyun gerekliliği bilgisine ulaşmasının ardından, Hitler'in saldırdığı ilk ülkenin Norveç olduğunu fark ettiler. Önemli derecede ağır su rezervine sahip olan Norveç, Hitler'in ilk hedefiydi. Nazi iktidarının ağır suya olan ilgisi aşikardı. Bunun üzerine Fransa ülkedeki tüm ağır su rezervlerini başkent Paris’te topladı, buradan da, olası Almanya istilasına karşı güvenlik nedeniyle Amerika'ya gönderdi. Önemli olan suyun Hitler'in eline geçmemesiydi.
Fransız ve İngilizlerin bu konudaki şüphelerini haklı çıkaran bir başka olay 1941 yılında yaşandı. Almanlar tarafından istila edilen Norveç’ten bir bilim adamı İngiliz istihbaratına önemli bir bilgi veriyordu; Almanlar, ağır su talebinde bulunmuşlardı. Ulaşılan bilgi kritik bir öneme sahipti, çünkü artık müttefiklerin Alman nükleer çalışmalarına dair bir şüphesi kalmamıştı, Hitler, nükleer silah peşindeydi...
Müttefikler, karşı tarafın tam olarak ne üzerinde çalıştığını anlamaya çalışırken, Alman nükleer araştırma gruplarından birinin lideri, Haisenberg, Eylül 1941 de Danimarka'ya gitti. Burada gizli bir görüşme yapacaktı, bir diğer ünlü fizikçi Niels Bohr ile.
Bohr – Heisenberg görüşmesinin detayları konusunda tam bir netlik söz konusu değildir ancak yıllar sonra açılan arşivlerden ulaşılan mektuplara göre iki farklı yargıya varılmıştır. Bunlardan birincisi, Heisenber’in Bohr’a bir teklif götürdüğünü iddia eder, Bohr, yürütülmekte olan nükleer çalışmalara katılacaktı ve karşılığında akademik olarak ilerleme sağlayacaktı. Bir diğer görüş ise söz konusu ziyaretin farklı bir amacının olduğunu aktarmakta. 1941 yılı başında Alman çalışmalarının pek de parlak gittiği söylenemezdi, aksayan yönler vardı ve Heisenberg, Meslektaşına çalışmaları öven bir konuşma yapacaktı, Bohr da aldığı bu bilgileri Amerikalılara iletecekti. Bunun devamında ise Nazi nükleer çalışmalarının sağlam adımlarla ilerlediğini sanan Batı, Almanya üzerine atom bombası atmaktan çekinecekti.
Bu iki görüşten hangisi doğru tam olarak bir sonuca varamayız ama Bohr’un da 1943 yılında Amerika’ya gittiğini belirtelim.
1942 yılının başı itibariyle Almanya’daki çalışmalar önceki yıldan bir farkı olmaksızın iyi gitmiyordu. Bunun nedenleri arasında döneme hakim olan politik hava, Hitler’in araştırmalara yeterince fon ayırmaması, yeterli sayıda insanın projeye dahil edilememesi, bilim adamları üzerindeki baskılar, aaştırma laboratuarlarının tek bir yerde toplanmayıp tüm ülkeye dağılmış olması, uranyumun eksikliği projeyi olumsuz etkilemekteydi. Bunlardan da öte, ordunun hemen kullanılacak silahlara ihtiyaç duyması verilen desteği minimuma indiriyordu. Ancak Şubat 1942 de Heisenberg’in, içerisinde önemli politikacılar, bürokratlar ve askeri yetkililerin bulunduğu bir gruba yaptığı konuşma azalan desteği biraz olsun canlandırmakla birlikte heyecan dalgasına da yol açıyordu. Bu konuşmasında Heisenberg elde edilecek bombanın yıkıcı gücünün hayal edilemez boyutlarda olduğunu vurguluyor, kaybedilen desteği geri almaya çalışıyordu.
Heisenberg’in aynı yıl Haziran 1942 de Keiser Wilhelm Enstitüsünde yaptığı ve büyük ses getiren konuşması, o tarihlerde çalışmaların hangi aşamada olduğunu göstermesi açısından önemliydi. “Şimdiye kadar elde edilen sonuçlara göre, uranyum parçalayıcı alet yapıldıktan sonra şu andaki mevcut bombalardan milyon kere daha etkili bombalar üretmek imkansız gözükmemektedir.” Bu konuşmasıyla, Almanların henüz nükleer reaktör inşa edemedikleri ortaya çıkmaktaydı. Eğer bunu başarabilirlerse, Heisenberg’e göre, düşlenen silahı yapmak zor olmayacaktı. Heisenberg konuşmasını, bu alanda teknoloji için son derece önemli olan buluşların önümüzdeki birkaç yıl içerisinde gerçekleşebileceğini vurgulayarak sonlandırıyordu.
Etiketler Tarih