Bir devletin temelinin "adalet" olduğunu daha önce "Linç" başlıklı yazıda söylemiştik. Adalet, devletin varoluş sebebidir, ortaya çıkışına bu alandaki ihtiyaç sebep olmuştur. Bireyler arasındaki anlaşmazlıkalrda uzlaşmayı sağlayacak yegane kurum Devlet'dir. Adaletin yerine getirilmesi içinse Hukuk'a başvurulur.
Hukuk kelimesi Arapça "Hak" kökünden gelir ve bu kelimenin çoğuludur.(*) Türk Dil Kurumu'na göre ise "Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünüdür".
Hukuk'un kelime anlamından yola çıkarsak, hakkı, haklıya teslim edemeyen bir devletin varolş sebeplerinden biri gerçekleşmeyerek, meşruiyeti tartışmalı hale gelir. Aynen 5 yaşında ölen Selvan'ın başına gelenler gibi.
Radikal Gazetesi'nin 27 Şubat'taki haberine göre, 9 Mart 2001 günü ailesi ile büyük marketlerden birine giden 5 yaşındaki Selvan'ın üzerine raflar yıkılmış, küçük çocuk altta kalarak ölmüştü.
Aile, olaydan sonra devletin, vaadettiği adaleti yerine getirmesi ve sorumsuzluğun cezasız kalmaması talebiyle mahkemeye başvurdu, ilk bilirkişi heyeti "maktul'un de sorumlu olduğunu söyledi ancak babanın rapora itiraz etmesinden sonra ikinci bilirkişi heyeti rafın duvara montesiz, bir ayağının eksik ve TSE standartlarına aykırı olduğunu ve çocuğun teması olmadığını saptadı.
Mahkeme bunun üzerine sorumlulara önce hapis cezası verdi sonra da bunu paraya çevirdi. Bunun üzerine baba kararı temyiz'e götürdü.
Bu aşamadan sonra davayla ilgili tek bir tebligat bile almayan Karahan, geçen hafta Yargıtay'ın internet sitesinde araştırma yaparken şaşkına döndü. Karar, 11 Mayıs 2005'te 'eksik soruşturma' gerekçesiyle bozulmuştu. Hemen 20. Asliye Mahkemesi'ne koşan Karahan, dosyada gördüklerine inanamadı. Dava bir kez daha görülmüş, yeniden yargılama sürecinde tebligatlar kazadan sonra kapattığı işyerine yapılmıştı.
Bu aşamadan sonra mahkeme yeniden bilirkişi heyeti atadı. 15 Mart 2006 tarihinde yemin ederek göreve başlayan bilirkişilerin raporlarını tamamlama süreleri 15 gün idi. Fakat burada bir çelişki vardı, bilirkişi heyetinin raporlarını verdiği gün, göreve başladıkları gün ile aynı gündü. Yani hakim görevi verdi, "bilirkişi" de bilir-kişi olduğunu ıspatlarcasına raporu hemen cebinden çıkarıp sundu!
Baba dosyada bir de bilirkişi istifası buldu. Üstelik onun tarihi de 15 Mart 2006'ydı. Avukat Uğur Erhan Dinçer, dilekçede, 'değerlendirmeye yönelik yeknesaklık ve görüş birliği olmadığından' istifasını yazmıştı.
Baba, şimdi yeniden yargıtayda ve adaletin yerini bulmasını bekliyor.
Bir devlet adaleti sağlayamıyorsa, hukuku bir kişinin ya da grubun çıkarlarına göre değiştirip ihlal ediyorsa, haksızlığa uğrayan bireyler üzerinde devlet olma hakkını kaybetmiştir. Vergi alamaz, askere çağıramaz, herhangi bir denetimde bulunamaz, çünkü vaadettiği adaleti sağlayamamıştır.
Beş yaşında ölen Selvan'ın davası şu anda Yargıtay'da bekliyor. Geç gelen adalet adaleti sağlayamasa da, hala geç olmadığını düşünebiliriz. Hukuk'un üstünlüğünün sağlanması için hala fırsat var. Ve hala bu ülkede devletin adaleti sağlayabildiğine inanmak istiyoruz.
Etiketler genel
1 Comment:
-
- Osman Aksit said...
1:09 ÖÖBen adalet kavramını Barda filmini izledikten sonra daha iyi anladım.Eğer birisini öldürdüysen devletinde seni öldürmesi gerekir, adalet ancak böyle sağlanır.