Linux/Windows

Bazı kaıplaşmış sözler vardır, bunların değiştirilip doğrusunun yerleşmesi oldukça zordur, Windows-Linux (Pardus) ilişkisinde de buna benzer bir durum ile karşılaşıyoruz.

Kitleler tarafından kabul gören fikre göre bir işletim sistemi olan Windows'u kullanmak son derece kolaydır, kolay kurulur, kullanıcı dostudur, başlangıç seviyesindeki kullanıcı için idealdir. Bu yaygın görüşün Linux tabanlı işletim sistemlerine yaklaşımı ise mevcut durumun tam tersinedir, Linux hiç kullanıcı dostu değildir, linux ile çalışmak oldukça zordur ve ancak bilgisayar bilgisi ileri düzeyde olan kullanıcılar linux'u anlayıp kullanabilirler.

Gerçeğin, bu kalıplaşmış sözlerin iddia ettiklerinin tam tersi olduğunu gösterebilmek ise zordur. Çünkü insanlar kendilerini bu sözlere inandırmışlardır, önyargıları kırmak ise kolay değildir.
Bu yanlış düşüncelerin değişmesi için insanların Linux ile bir süre birliktelik yaşaması gerekir, kullanıp tecrübe etmesi gerekir, ancak bundan sonra neyin ne olduğuna karar verebilir.
Herşeyden önce Windows'un kurulması oldukça zordur, evet, yaygın şekilde kabul gören inanışın aksine Windows'u bilgisayarınıza kurmak, Linux tabanlı işletim sistemi Pardus'u kurmaktan daha zahmetlidir, karşınıza gereksiz onlarca basamak çıkarır, kendisinin yapması gereken ayarları kullanıcının yapmasını bekler. Windows'a kıyasla Pardus ise kurulum açısından son derece anlaşılırdır, sizden istediği ayarlar, başlangıç düzeyindeki bir kullanıcının hiç kafası karışmadan yapabileceği şeylerdir.

Windows'un kurulum süresinin kısa olduğu iddiası da bir başka batıl inançtır, bir saate yakın uğraşınızın ardından yüklediğiniz şey, aslında hiçbirşeydir, içi boş bir yazılımdır, henüz donanımlarınızı sisteme tanıtmadınız, her birinin CD'sini tek tek koyup Windows'a "işte kullandığım donanım bu!" demeniz gerekir, ve her seferinde bilgisayarı baştan başlatmanız gerekir. Peki bu aşamadan sonra elinizin altındaki bilgisayar hala "kullanılabilir" sıfatını almayı hak ediyor mu? Henüz değil, ancak (üstelik windows bu içi boş bilgisayardaki yazılımın bir de etkinleştirilmesini isteyecektir) geçen süre neredeyse iki saati buldu ve yine yapmanız gerekenler var. Çünkü, diyelim ki elinizin altında bir film var izlemek istiyorsunuz, fakat "ulu" windows görüntü dosyasının ne olduğunu anlamaz, bir de utanıp sıkılmadan sorar; "ne ile açayım ben bu dosyayı?" ya da "gerekli codec bulunamadı!" elinizde bir DVD film, divx ya da mp3 olduğunda da codec hatasını verir, yani windows'un istenilen dosyayı açabilmesi için gereken çözücü bilgisayarda yoktur. (peki iki saattir ne yapıyordunuz? aslında hiçbirşey.) Başlangıç düzeyindeki kullanıcı için kabus gibidir bu durum, ne yapması gerektiğini bilemez, belki bir arkadaşına sorar, belki internette arar ne aradığını.

Pardus'un bilgisayara kurulum süresi ise hemen hemen windows ile aynıdır ve ardından elinizin altında "ready to go" bir bilgisayar vardır. Donanımlarınızın hwpsi tanınmıştır ve isterseniz hemen DVD'nizi takıp filminizi izleyebilirsiniz. Fazla bilgisi olmayan kullanıcılar için ne hoş bir durum.

Tabi ki bilgisayarda yalnızca film izlemeyeceksiniz, işletim sisteminizi yüklemenizin ardından yazmakta olduğunuz belgelere devam etmeyi isteyebilirsiniz, Pardus'taysanız hiç problem yok, hali hazırda bir ofis programı vardır, kelime işlemcisi, hesap tablosu ve sunu aracı ile çalışmalarınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz, ancak Windows'ta iseniz para verip de aldığınız ve yüklediğiniz işketim sistemi sizden, kendisine ait olan ofis programını satın almanızı bekleyecek, aldıktan sonra kurmak için yine uğraşmanız gerekecek. Sonra hazırladığınız bu dosyaları CD'ye yazmak istediğiniz, "ready to go" Pardus ile bunu istemeniz yeter, içi boş windows da ise elinizi tekrar cebinize atmanız ve dükkana gidip Nero almanız gerekiyor. Yeni başlayanlar için oldukça çetrefilli bir durum. Üstelik bu seviyedeki kullanıcıyı birilerinin yönlendirmesi gerekiyor. Aynı şekilde windows kullanıcısı elindeki fotoğraflar üzerinde uğraşmak istediğinde yine başka bi programı bilgisayarına kurması gerekiyor, RSS okumak için, masaüstüne widget eklemek e-postalarına göz atmak ya da şarkıyı dinlerken şarkı sözlerini okumak için extra yazılımlara ihtiyaç duyar. Pardus'da ise bu yazılımlar elinizin altında hal-i hazırda bulunmakta.

Bahsi geçenlerin "başlangıç düzeyindeki kullanıcı" için olduğunu unutmamak gerekir, bilgisayar ile yeni tanışan biri için sürekli başka programlar kurmak zorunda kalmak katlanılması zor bir durum, üstelik kuracağı programların ne işe yaradığını bilmemesi de cabası. Halbuki hazır Pardus ile herşeyi daha çabuk keşfedebilir, bilgisayara daha kısa sürede alışır ve teknolojiyi tez zamanda yakalar.

Linux ile alakalı bir başka yanlış inanış da kullanıcının bilgisayar ile doğru dürüst çalışabilmesi için komut yazmak zorunda olması. Bugün için bu düşünce mazi oldu diyebiliriz, gelişmiş grafiksel masaüstü yöneticisi bileşeni sayesinde Pardus'da her işinizi fare ile tık tık yapabilirsiniz, hatta Windows'dan bile daha kolay diyebiliriz, mesela windows ortamında masaüstündeki simgelerin boyunu küçültmek isterseniz komut satırını kullanmanız gerekir, halbuki KDE kullanan Pardus'da bu iş sadece fare ile yapılabilir. Bunun da ötesinde, eğer kullanılan komutlara hakimseniz yine komut yazarak çalışabilirsiniz, Pardus sizi engellemez, çünkü komut yazmaya başladığınız zaman karşınızdaki bilgisayar ile direkt konuşmaya başlamışsınızdır.

Peki tüm bu gerçeklere rağmen insanların Linux'a yaklaşımı neden değişmiyor? Çünkü önyargıların kırılması zordur, zaman alır. Bununla beraber, bilgisayar ile yeni tanışanların windows ile haşır neşir olmaları ileride linux'a geçmeleini engelliyor. Windows XP kullanmaya başlayan biri her hangi bir sounla karşılaştığında çözmek için elinden geleni yapıyor, çünkü o sorunu çözmek bilgisayadan anlamak demek. ileride ise deneyimli bir kullanıcı olarak Linux'a geçmek isteyip bir kaç problem ile karşılaşınca çözmek için uğraşmak istemiyor, "bu Linux'da çok sorunlu be kardeşim!" cümlesini kurup işin içinden sıyrılıyor.

İnsanların linux tabanlı işletim sistemlerine terfi etmelerini engelleyen bir başka hadise ise büyük yazılım şirketlerinin tutumu. Photoshop yazılımı normal şartlarda Linux tabanlı bir işletim sistemine kurulamıyor, ya da Macromedia yazılımları. (ya da HP'nin, kendi yazıcıları için linux sürücülerini dağıtmaması) Bu programları kullanan pek çok insan da doğal olarak Windows ortamında çalışmak zorundalar. Ve bir gün bu firmalar, yazılımlarının linuxa yüklenebilir paketlerini satışa sunduklarında pek çok insan artık Pardus'a geçmeyi düşünmeye başlayacaktır.

Kalıplaşmış sözlerin, önyargıların ve batıl inançların değişmesi zordur ama imkansız değildir, sadece zaman alır:). Linux'a karşı olan ön yargıların değişmesi de yine zamanla gerçekleşecektir, çünkü 80li yılların başında UNIX tabanlı bilgisayarlar çoğunluktaydı, fakat 80lerin sonuna doğru UNIX'in onem vermediği ev kullanıcısına yönelen Microsoft, MS DOS ve Windows 3.1 ile kullanıcı sayısını hızla arttırdı ve bugünlere gelindi. Ancak durum değişmeye başlıyor. Linux tabanlı işletim sistemlerinin direkt olarak deneyimsiz kullanıcıyı hedeflemeleri, KDE ve GNOME masaüstü yönetim sistemlerinin gelişmeleri, paket olarak satılan bazı bilgisayarların hazır olarak Linux yüklü gelmeleri, ve sonunda büyük şirketlerin tutumlarının değişmesi ile pek çok kullanıcı Linux/Pardus ile tanışacaktır. Hatta hemen buradan başlanılabilir...

0 Comments:

Post a Comment




 

Copyright 2006| Blogger Templates by GeckoandFly modified and converted to Blogger Beta by Blogcrowds.
No part of the content or the blog may be reproduced without prior written permission.